« Önceki | Sonraki »

20/3/2008

Bayanlar 20 günde ideal erkeğinizi bulun! Nasıl?


Hayat çok sıkıcı, peki renk katmak ister misiniz? Kendinize 20 gün ayırın ve bize kulak verin!


Haftasonlarını evde yanlız başınıza geçirmekten bıktınız, arkadaşlarınız sevgilileriyle gezerken siz oturup aşk filmleri izliyorsunuz...  

1. Gün: İlk olarak tanıdığınız bütün arkadaşlarınıza bir mail atın ve kendinize harika bir erkek aradığınızı, sizi akıllarının bir köşesinde bulundurmalarını söyleyin. Ne de olsa her an size uygun biriyle tanışabilirler…

2. Gün: Kaybedecek hiçbir şeyiniz olmadığını düşünün. Ve şunu aklınızdan çıkarmayın; kolay bir kadın olmak sadece daha çok erkekle tanışmanızı sağlayacaktır. Doğru erkeği bulmak istiyorsanız, seçici davranmalısınız. Geleceğinizin olmadığını düşündüğünüz biriyle vakit kaybetmeyin! Örneğin; meslek sizin için çok önemliyse, işsiz biri ile gezip tozmanızın pek bir manası olmayacaktır.

3. Gün: Duruşunuzu değiştirin. Eğer bir erkekle tanışmak sizin için çok zorsa şunu uygulayın; kafanızı diğer tarafa çevirin ve göz ucuyla hoşlandığınız erkeğe bakın, hafifçe gülümseyin. Bu onun size yaklaşmakta bir sakınca olmadığını düşünmesini sağlayacaktır!

4. Gün: Erkeklerle en kolay tanışabileceğiniz yerler, barlardır. Fakat buraya yalnız gitmeyin, bu niyetinizi çok belli eder. Yanınıza bir iki arkadaşınızı alın ve bara oturun. Ortamı iyice tarayın ve hedefinizi bulduğunuzda ona kısa bir bakış atın. Bu onun dikkatini çekmenizi sağlayacaktır.

5. Gün: Artık vücut dili konusunda mastır yapmış sayılırsınız. Şimdi dışarı çıkın ve gördüğünüz bütün yakışıklılara kaçamak bakışlar atın.

6. Gün: Kick-boks dersine ya da bir fitness salonuna yazılın. Oraya derslerden birkaç dakika daha erken gidin. Böylece çekici bir erkeğin yanında yer kapabilir ve onunla dersler hakkında muhabbet edebilirsiniz.

7. Gün: Hani şu okulların eski mezunlarını bir araya getirmek için düzenledikleri pilav günleri var ya, bu günleri de es geçmeyin deriz…

8. Gün: Öğlen yemeklerini işyerinde yemek yerine (masanızda oturarak bir erkek bulamayacağınız kesin) kalabalık bir restorana gidin. Yakışıklı bir erkeğin yanına oturun ve onunla göz teması kurmaya çalışlın.

9. Gün: Kızların ve erkeklerin bir arada olduğu bir takıma (örneğin yüzme ya da trecknig kulübü gibi bir şey olabilir.) girin. Örneğin dans dersleri ideal bir seçim olurdu. Spor tif bir tip değilseniz, çevreye faydalı olmak adına Greenpeace'ce de katılabilirsiniz.

10. Gün: Facebook ya da Myspace gibi communitiy sitelerine katılın ve okuldayken tutkun olduğunuz erkekleri bulun. Onlara mesaj atın ve okuldan birilerini ararken tesadüfen onların profillerine rastladığınızı söyleyin. Laf lafı açacaktır!

11. Gün: Asansörde karşılaştığınız çekici erkeklerle ya da restorandaki garsonlarla ufak sohbetler edin. Böylece flört becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

12. Gün: Şimdiye kadar ilk gün arkadaşlarına yazdığın maillere birkaç cevap gelmiş olmalı. Bu gün gelen cevapları değerlendirebilirsiniz.

13. Gün: Hani şu spor salonundaki yakışıklıyı hatırladın mı? Yanına git ve sanki çok eski bir arkadaşınmış gibi ona merhaba de… Erkekler samimi kızları severler.

14. Gün: Arkadaşınla parka git ve futbol sahasının kenarında oturun. Daha sonra oyuna katılmak için izin isteyin… Eğer bu sizin için çok zorsa, ileride köpeğini gezdiren yakışıklının yanına gidip, köpeğini sevmek için izin isteyebilirsin.

15. Gün: Çeçen gün katıldığın organizasyonu hatırladın mı? Toplantıya git ve oradaki yakışıklı erkeklerden birinin telefon numarasını öğren. Daha sonra bir sonraki toplantının ne zaman olduğunu sormak için onu arayabilirsin. Belki kibarlık olsun diye bir çay içmeye de davet edersin.

16. Gün: Hemen kalabalık bir mekana git. Haftasonunun da yardımıyla yeni birileriyle tanışmak için şansın yaver gidebilir!

17. Gün: Profil oluşturduğun siteye gir ve bak bakalım kimler sana cevap vermiş. Belki yarın akşam biriyle bir şeyler yapabilirsiniz.

18. Gün: Birkaç erkeğin köşede futboldan bahsettiklerini mi duydunuz? Eğer siz Galatasaylı ve onlar Fener Bahçeliyse bile, bunu muhabbete dahil olmak için kullanabilirsiniz Yanlarına yaklaşın ve “Hey,! Fener dün ne kadar iyi oynadı değil mi?” diyin.

19. Gün: Bir parti düzenleyin ve her davetlinin yanında tanımadığınız biriyle gelmesini isteyin. Böylece hayallerinizin erkeğiyle tanışma şansınız artar.

20. Gün: İşten eve dönerken, daha önce hiç uğramadığınız bir kafeye uğrayın ve yakışıklı biriyle sohbet edin. Bazen yeni olduğunuz yerlerde daha cesaretli olursunuz.Hürriyet

20/3/2008

Ayrılalım ama seninle bir arkadaş dost kalalım...

Biten bir aşkın ardından o sevilen kişiyle arkadaş kalmak kolay değil. Terk eden tarafın isteği olan 'dost kalmak' talebi, sizi çok yaralayabilir.

'Her şey bitti ama belki arkadaş kalabiliriz...' Bu, yıllardır ayrılan çiftlerin son konuşmalarında geçen bir cümledir. Fakat, bunu başarabilen kişilerin sayısı çok azdır. Birkaç dakika içinde eski sevgiliniz hayatınızdan çıkıp giderken mutlaka "Arkadaş olabilir miyiz?" sorusunu sormuş, siz de yüksek ihtimalle bu soruya "Neden olmasın?" demişsinizdir. Fakat bu diyaloğun sonucunda 'gerçekten' arkadaş kalabilen eski sevgililerin sayısının ne kadar az olduğunu ve arkadaş olma önerisini sunan kişinin ilişkiyi bitiren ve bu vicdan azabından kurtulmak için yollar arayan taraf olduğunu hatırlatmakta fayda var!

Gidenlerin sorusu
Sevgilisini terk edenlerin en az yüzde 60'ı ona 'arkadaş kalabilir miyiz?' sorusunu yöneltmiş ve 'evet' yanıtını almıştır. Ona 'evet' denmesinin nedeni aslında o insanın hayatında olup biteni öğrenme arzusudur. Liseden tanıdığımız ve birlikte aynı derslere girdiğimiz, bebekliğini bildiğimiz veya birlikte iş hayatının zorluklarıyla mücadele ettiğimiz kişilerle gerçek bir arkadaşlık kurabiliriz, kalbimizi kıranlarla değil. "Arkadaş kalalım" gidene ait bir sözdür. Kalansa bu söze cevap vermek durumunda kalır.

Çatlaklar oluşur
İki eski sevgilinin arkadaş olabilme ihtimali neredeyse imkansızdır. Çünkü içinde aşk barındırdığınız bir ilişkinin bitme nedenleri bundan sonra 'dostça' kuracağınız ilişkinin temelinde bazı çatlaklar yaratacak ve siz daha bir arkadaşlığın başında birtakım sorunlarla uğraşmak durumunda kalacaksınız demektir. Bu konuya farklı bir pencereden bakmak gerekirse, eski bir ilişkinin anılarından kurtulup yepyeni bir ilişkiye sağlıklı bir şekilde başlamanın en iyi yolu, o kişiyi geçmişte bırakmaktır.

20/3/2008

Aşk nasıl besleniyor?

Cildinizin uzun süre parlak, canlı ve gergin kalmasını ister misiniz?

Cildinizin parlak, canlı ve gergin kalmasını bunun için çok fazla zaman harcamanıza, market market dolaşmanıza gerek yok. Kolayca bulunan sebze ve meyveleri öğünlerinize eklemeniz yeterli…

• Spagetti sosuna havuç rendeleyin. Varlığını bile fark etmeyeceksiniz ve içerdiği karoten cildinizi besleyecek.

• Ispanağın taze yapraklarını salata için ayırın. Ispanak diğer marul, göbek gibi salata çeşitlerinden daha fazla karoten içerir.

• Yumuşak meyveleri, yoğurtla ve taze meyvelerle karıştırın. Kayısı, şeftali, mango, papaya gibi meyveler günlük beslenmenizdeki karoteni yükseltir.

• Garnitür için şarap bardağının içinde soğutulmuş ya da şampanya serpilmiş ve nane eklenmiş garnitür kavun gibi özel tatlılar cildiniz için yararlıdır.

• Akşam yemeği öncesi atıştırmak için dolapta hazır olarak brokoli bulundurun. Herkesin seveceği şekilde hafifi yağlı olarak servis edin.

• Meyveleri her akşam yemeğinin parçası yapın. Gece için taze ve soğutulmuş meyveleri salata olarak önceden hazırlayın. Yeni lezzetler için mango, papaya gibi tropikal meyveleri seçin. Tropikale yönelin.

• Pastaya veya domates salatasına, brokoli ve taze ıspanak ekleyin. Bunlar hemen hemen her tarife uygundur. Sulu salatalarda domates yerine papaya da konulabilir. Sadece lezzet değil, bol miktarda karoten de almış olacaksınız. Aynı eski portakal suları ya da elma suları yerine, ufkunuzu genişletin ve karoteni yüksek meyve sularını tercih edin.Hürriyet

6/1/2008

Kadında aile hayatı


Aile, her insanın yetiştiği ve bağlar kurduğu en temel toplumsal birim olarak kabul edilir. Aile yapıları çeşitlilik göstermekle birlikte, günümüzde en sık karşılaştığımız aile yapısı anne, baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile modelidir. Böyle bir yapıda ailenin tüm bireylerinin ayrı ayrı rolleri ve sorumlulukları söz konusudur.

Kadınların aile içerisindeki rol ve sorumluluklarına baktığımız zaman, ön plana çıkan iki başlıktan bahsetmek yerinde olabilir. Bunlardan biri eş olma rolü diğeri ise anne olma rolüdür. Bu rollerin ve sorumlulukların aile içerisinde netlik kazanması ve aynı zamanda esnekliğe sahip olması, aile içi ilişkileri sağlıklı ve işlevsel hale getirecektir.

Günümüzde kadınların en çok zorlandıkları konuların başında, aile içerisindeki anne ve eş rollerinin birbirine karışması, üstelik buna bir de çalışan kadın olma zorluğunun eklenmesidir. Kadınlar zaman zaman, eşleriyle istedikleri gibi bir ilişki kuramadıklarından ya da çocuklarına yeterince zaman ayıramadıklarından veya akılları hep evde kaldığı için işlerine yeterince konsantre olamadıklarından şikayet edebiliyorlar. Hayatın bunca hızla akıp gittiği ve yetişilmesi gereken çok fazla meşgalenin söz konusu olduğu günümüzde kadınların bu sıkıntılarını anlamak çok zor değil elbette. Tüm modernleşme süreçlerine karşın, kadından beklenen geleneksel roller itibariyle evin genel işleyişi ve sorumlulukları halen kadının görevi olarak görülmektedir. Çalışma hayatında da kendine ciddi bir yer edinmekte olan kadın için tüm bu sorumlulukları bir arada yerine getirmeye çalışmak elbette ki kolay bir iş değildir.

Bu kadar koşturmacanın arasında aile hayatı içerisindeki kadına yardımcı olabilecek neler vardır? İşi en çok kolaylaştıracak şey aile içerisinde rol dağılımı ve iş bölümü yapmaktır. Periyodik aile toplantıları, bu rol ve iş dağılımını düzenlemek ve takip etmek için oldukça yararlı olmakla birlikte; aynı zamanda aile içi iletişime ve ilişkilerin yakınlaşıp gelişmesine de önemli bir fırsat ve kaynak sağlar. Bu toplantılarda etkin iletişim becerileri kullanılarak, her aile bireyinin beklentileri, yaşadığı zorluklar paylaşılabilir. Bu paylaşımlarla birlikte bireylerin almak istedikleri ve aldıklarında zorlanmadan yerine getirebilecekleri roller belirlenmiş olur. Bu toplantılar aynı zamanda; aile bireylerinin gündelik sohbetlerini yapabilmeleri, sevinç, üzüntü, heyecan gibi duygularını paylaşabilmeleri, birbirleriyle daha rahat ve açık iletişim kurabilmeleri için de önemli bir olanak yaratır.

Eş ve anne sorumluluklarının birbirinden ayrılması oldukça önemlidir. Çocuklarına ayırdıkları zaman sebebiyle eşlerinden bazı serzenişler işiten kadınların sayısı az değildir. Çocukların bakımı, okulu, dersleri, gündelik ihtiyaçları ile ilgilenirken eşlerinin ihtiyaçlarına cevap veremeyen kadınlar kendilerini sıkıntıda hissedebilmektedirler. Eşleri ise, ihmal edildiklerini, önemsenmediklerini düşünüp mutsuz olabilmekteler. Şüphesiz, eşler arasında paylaşılanlar ile çocuklarla paylaşılanlar birbirinden çok farklıdır. Çocuklar, yaşlarına ve gelişimlerin bağlı olarak anneden ve aileden destek alma ihtiyacındadır. Ancak beraber bir hayat kurmak ve paylaşmak adına bir araya gelmiş bir kadın ve erkek de birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Eşlerden birinin ihtiyaçlarının karşılanmıyor olması, aile içerisinde çeşitli sıkıntılara yol açabilmektedir. Bu durumda, eşlerin ihtiyaçlarının ne olduğu, hangilerinin karşılandığı ve hangilerinin karşılanmadığı, karşılanması için neler yapılabileceği konularında bir araya gelerek konuşmaları ve kendilerine çözüm yolları belirlemeleri işleri oldukça kolaylaştıracaktır. Aile içerisinde yolunda giden şeyler için ve bireylerin karşılanan ihtiyaçları için de bir araya gelip konuşabilmeleri ve birbirlerine olumlu geri bildirimler verebilmeleri yine çok önemli bir noktadır. Unutulmamalıdır ki, olumlulukların paylaşılıp konuşulması aile içerisinde yapıcı bir ortam oluşturduğu gibi aynı zamanda da yolunda giden şeylerin artarak devam etmesini, pekişmesini sağlamaktadır.

Uzm.Psk. Ebru Özkardaş                                                             
www.psikologum.com  

BİZİM DEV
Sizin siteniz


Blogcu ile yapıldı