« Önceki |

6/1/2008

Kadında aile hayatı


Aile, her insanın yetiştiği ve bağlar kurduğu en temel toplumsal birim olarak kabul edilir. Aile yapıları çeşitlilik göstermekle birlikte, günümüzde en sık karşılaştığımız aile yapısı anne, baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile modelidir. Böyle bir yapıda ailenin tüm bireylerinin ayrı ayrı rolleri ve sorumlulukları söz konusudur.

Kadınların aile içerisindeki rol ve sorumluluklarına baktığımız zaman, ön plana çıkan iki başlıktan bahsetmek yerinde olabilir. Bunlardan biri eş olma rolü diğeri ise anne olma rolüdür. Bu rollerin ve sorumlulukların aile içerisinde netlik kazanması ve aynı zamanda esnekliğe sahip olması, aile içi ilişkileri sağlıklı ve işlevsel hale getirecektir.

Günümüzde kadınların en çok zorlandıkları konuların başında, aile içerisindeki anne ve eş rollerinin birbirine karışması, üstelik buna bir de çalışan kadın olma zorluğunun eklenmesidir. Kadınlar zaman zaman, eşleriyle istedikleri gibi bir ilişki kuramadıklarından ya da çocuklarına yeterince zaman ayıramadıklarından veya akılları hep evde kaldığı için işlerine yeterince konsantre olamadıklarından şikayet edebiliyorlar. Hayatın bunca hızla akıp gittiği ve yetişilmesi gereken çok fazla meşgalenin söz konusu olduğu günümüzde kadınların bu sıkıntılarını anlamak çok zor değil elbette. Tüm modernleşme süreçlerine karşın, kadından beklenen geleneksel roller itibariyle evin genel işleyişi ve sorumlulukları halen kadının görevi olarak görülmektedir. Çalışma hayatında da kendine ciddi bir yer edinmekte olan kadın için tüm bu sorumlulukları bir arada yerine getirmeye çalışmak elbette ki kolay bir iş değildir.

Bu kadar koşturmacanın arasında aile hayatı içerisindeki kadına yardımcı olabilecek neler vardır? İşi en çok kolaylaştıracak şey aile içerisinde rol dağılımı ve iş bölümü yapmaktır. Periyodik aile toplantıları, bu rol ve iş dağılımını düzenlemek ve takip etmek için oldukça yararlı olmakla birlikte; aynı zamanda aile içi iletişime ve ilişkilerin yakınlaşıp gelişmesine de önemli bir fırsat ve kaynak sağlar. Bu toplantılarda etkin iletişim becerileri kullanılarak, her aile bireyinin beklentileri, yaşadığı zorluklar paylaşılabilir. Bu paylaşımlarla birlikte bireylerin almak istedikleri ve aldıklarında zorlanmadan yerine getirebilecekleri roller belirlenmiş olur. Bu toplantılar aynı zamanda; aile bireylerinin gündelik sohbetlerini yapabilmeleri, sevinç, üzüntü, heyecan gibi duygularını paylaşabilmeleri, birbirleriyle daha rahat ve açık iletişim kurabilmeleri için de önemli bir olanak yaratır.

Eş ve anne sorumluluklarının birbirinden ayrılması oldukça önemlidir. Çocuklarına ayırdıkları zaman sebebiyle eşlerinden bazı serzenişler işiten kadınların sayısı az değildir. Çocukların bakımı, okulu, dersleri, gündelik ihtiyaçları ile ilgilenirken eşlerinin ihtiyaçlarına cevap veremeyen kadınlar kendilerini sıkıntıda hissedebilmektedirler. Eşleri ise, ihmal edildiklerini, önemsenmediklerini düşünüp mutsuz olabilmekteler. Şüphesiz, eşler arasında paylaşılanlar ile çocuklarla paylaşılanlar birbirinden çok farklıdır. Çocuklar, yaşlarına ve gelişimlerin bağlı olarak anneden ve aileden destek alma ihtiyacındadır. Ancak beraber bir hayat kurmak ve paylaşmak adına bir araya gelmiş bir kadın ve erkek de birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Eşlerden birinin ihtiyaçlarının karşılanmıyor olması, aile içerisinde çeşitli sıkıntılara yol açabilmektedir. Bu durumda, eşlerin ihtiyaçlarının ne olduğu, hangilerinin karşılandığı ve hangilerinin karşılanmadığı, karşılanması için neler yapılabileceği konularında bir araya gelerek konuşmaları ve kendilerine çözüm yolları belirlemeleri işleri oldukça kolaylaştıracaktır. Aile içerisinde yolunda giden şeyler için ve bireylerin karşılanan ihtiyaçları için de bir araya gelip konuşabilmeleri ve birbirlerine olumlu geri bildirimler verebilmeleri yine çok önemli bir noktadır. Unutulmamalıdır ki, olumlulukların paylaşılıp konuşulması aile içerisinde yapıcı bir ortam oluşturduğu gibi aynı zamanda da yolunda giden şeylerin artarak devam etmesini, pekişmesini sağlamaktadır.

Uzm.Psk. Ebru Özkardaş                                                             
www.psikologum.com  

16/9/2007

Bayanlar dikkat! Çapkınlara 'çok özel' hizmet!

Aldatan eşler için 'gerçekçi mazeret üretme' hizmeti veren Fransız şirketi, 19-50 euro arasında ücret alıyor.

Aldatan eşler için 'gerçekçi mazeret üretme' hizmeti veren Fransız şirketi, 19-50 euro arasında ücret alıyor.

Fransa'da özellikle evlilik hayatının monotonluğundan kurtulmak için "küçük kaçamaklar" peşinde koşanlara eşinin şüphelenmesine meydan vermeyecek "gerçekçi mazeretler üretme" hizmeti veren bir şirket faaliyete geçti. "Alibila" adlı şirket evliliklerine zarar vermeden kaçamak yapmak isteyenlere iş icabı gibi görünen ancak uydurma olan iş seyahatleri, nikâh davetleri, geziler düzenliyor.

Kişinin evde olması gerektiği zamanda başka bir yerde olmasına meşru kılıf sağlayan şirket, organizasyonlarını kimi zaman basit bir telefon çağrısı, kimi zaman da postayla gönderilen mektuplarla yapıyor. Mazeret üretme işi, düzenlenen etkinliğin karmaşıklığına göre 19 euro (34 YTL) ile 50 euro (90 YTL) arasında ücretlendiriliyor.


16/9/2007

Biriyle kebapçıya gidebilir adana-urfa götürebilirsiniz

Kocaya babam yaşındasın, Müslüman değilsin, bana layık değilsin, denmez. Denirse boşol! İnsan hanımını, bak üstüne kuma getiririm, 4 karı alacam diye tehdit etmez. Ederse boşol, boşol! Kimse kimseye salak, manyak veya aptal diyemez. Bırakın yüze söylemeyi, günlüğe bile yazsanız boşol, boşol, boşol!

Feraye Tanyolaç, Hülya Avşar’dan doğma Zehra’yı çok seviyormuş. Kolaysa sevmesin! Angelina Jolie, Brad Pitt’in annesine rest çekmiş. Cesareti varsa, Türkiye’de çeksin. Gerçi Yargıtay’a göre kaynana terörü de bir boşanma nedeni, kayınvalideniz Semra Hanım’sa, resmini bile götürseniz yeterli. Yargıtay’ın 2. Dairesi’nden bakınca Nurettin Hasman’la, Cem Özer de ipin ucunda: Etekli fotoğraflarının tek celselik işi var Yargıtay’da. Eşinize aşık mısınız? Buyrun, rahat rahat olabilirsiniz, Yargıtay buna karışmıyor. Fakat o da bana aşık olsun diye üfürükçüye giderseniz, bu kez hakikatten bittiniz, bitti evliliğiniz. Biriyle kebapçıya gidebilir, adana-urfa götürebilirsiniz. Bunda mahsur yok. Ama yemeği mum ışığında yerseniz, hesabı Yargıtay’da ödersiniz. Eşinizin cebinden para alıyorsanız, altın bozdurup felekten bir gün çaldıysanız, evdeyken kapıyı açmadıysanız, kaloriferi yaktırmıyor ya da Amerikan güreşi izliyorsanız aman dikkat: Yeniden sultanlığın eşiğindesiniz!

NEVRAN HANIM’IN PİSLİĞİ

Efes Pilsen’in araştırmasına göre Türkiye’de erkeklerin yüzde 20’si haftada birkaç kez diş fırçalıyor, yarısı bir gün önce diş fırçalamamış. Cefakar Anadolu kadını çekecek! Çünkü heyet kararıyla tespit edilmedikçe ağız ve vücut kokusu boşanma sebebi değil. Yargıtay "karımın ağzı ve vücudu kokuyor" diye dava açıp boşanan Adanalı koca hakkındaki kararı bozdu. Bu karar benzer boşanma davaları için örnek. Titiz olmaya hacet yok. Ama evi arada süpürmenizde fayda var. Hele bir de çocuk bakıcısı pasağınıza şahitlik yaparsa, işinizde ne kadar başarılı olursanız olun, mahkeme bakmıyor göz yaşınıza:

Öğretmen Kazım T, eşi Nevran Hanım’la boşanmak için Ankara 5. Aile Mahkemesi’nde dava açtı. Nedeni, ilgisizlik, bakımsızlık, pislik. Şahit çocuk bakıcısı Derya Hanım’dı: "Evin içi çok kötü kokuyordu. Akşamın gelmesi için dua ederdim. Akşam geldiklerinde hemen pis kokulu evden kaçar, evime gidince çoraplarıma kadar her şeyi balkondan silkeler, banyo yapardım. Nevran Hanım evin temizliği ile hiç ilgilenmez, ben yapınca da ’Benim pisliğime yetişemezsin, sen sadece çocuklarla ilgilen’ derdi."

Hakim Sebahattin Ali Erdem kararında şu satırlara yer verdi: "Davalının işinde başarılı olması, eşine ve çocuklarına karşı yükümlülüklerinde ihmalkar olmasını gerektirmez. Oysa davalı, ihmalin ötesinde ağır kusurludur. Tarafların boşanmalarına, çocukların velayetinin babaya, velayeti babaya verilen çocuklar için toplam 200 YTL davalı anneden alınarak babaya verilmesine karar verildi."

HAKKIMDA ŞÖYLE-BÖYLE DEDİ

Eşinizin yatak performansıyla ne kadar övünseniz az. Lakin iş şikayet etmeye gelince, laflarınıza dikkat edin. Çünkü aile sırlarını açığa vurmaktan yargılanacaksınız. Eşcinsel ilişkisi olmak Yargıtay nazarında en az normal yasak aşk kadar tehlikeli. Ama diyelim ki yakalanmadınız da, eşiniz hal ve tavırlarınızdan duruma uyandı. O zaman siz haklısınız:

Hakkımda şöyle-böyle konuşuyor dediğiniz anda sonsuza kadar ondan kurtardınız, isterseniz tazminat bile alırsınız: İstanbul’da oturan F.T. adlı kadın evlendikten kısa süre kocası M.T. hakkında, ’Kocamın feminen davranışları var. Galiba eşcinsel’ diye dedikodu yaptı. Eşcinsel dedikodusu kulağına gelen koca mahkemeye başvurdu. Karısı aleyhine boşanma davası açarken, manevi tazminat da istedi. Yerel mahkeme boşanmaya hükmetti. Ancak manevi tazminat talebini reddetti. Bunun üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ne başvuran koca istediğini buradan aldı. Daire, kocanın temyiz başvurusunu haklı gördü ve boşanmayı onarken, manevi tazminata da hükmetti.

ARMAĞAN UZUN MASUMMUŞ

Meğer çay bahçesinde basılan Armağan Uzun o kadar büyük kabahat işlememiş. Mum ışığında olmadığı sürece, bu tür buluşmaların kebapçıya kadar yolu var. Yargıtay, eşlerden birinin mum ışığında akşam yemeği yiyip şarap içmesini veya bara gitmesini, bunun da başkaları tarafından görülmesini boşanma nedeni sayıyor. Buna karşılık, kebapçıda yenen bir öğle yemeği, mum ışığının yerini tutmuyor, yani boşanmaya yetmiyor.

DUA SERBEST, BÜYÜ ASLA

Allahım o da beni sevsin, diye dua etmek serbest. Ama eyleme geçip eşinize büyü-müyü yaptırırsanız yandınız. İşadamı Ahmet Hamoğlu büyü yaptırdığından şüphelendiği eski eşinden kurtulmak için iki yıl cinci cinci dolaştı deniyor. Halbuki ne gerek var? Yargıtay’ın kulağına gitse ne büyü bırakır, ne de nikah: Afyonkarahisar’da yaşayan M.R. görücü usulüyle S.R. ile tanıştırıldı. Ancak M.R. karısına bir türlü ısınamadı. Çaresiz kalan kadın komşulara uyup mahalledeki üfürükçüye gitti. Üfürükçünün önerileri doğrultusunda kocasının yemeğine idrar, kan gibi maddeler kattı. Bu yaptıklarını da ağzından kaçırıp komşularına söyleyince, kocası olanları duydu. Karısına çok kızan M.R., mahkemeye başvurdu ama yerel mahkeme, kocanın boşanma istemini reddetti. Davacı koca, kararı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nde temyiz etti. Yargıtay, "kocam beni sevsin" diye okutup üfleten, büyücülüğe kalkışan kadını haksız bularak çiftin boşanmasına hükmetti.

HIZLI GONZALES YİNE KAZANDI

Kendisini aldatan kocaya sıcağı sıcağına (kadın taciri anlamında) pez.. demek o anki heyecanla olabilir. Ama normalde eşinize aptal, salak, manyak diyemezsiniz. Hatta günlüğünüze bile yazamazsınız:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu eşini 17 yaşındaki komşu kızıyla aldatan imam Hakkı Y.’nin açtığı boşanma davasını, karısının günlüğündeki, "Hızlı Gonzales. Sen, senin mayandan bir fahişe bul. Sen kendin gibi karaktersiz, nankör birini bul" sözlerini "hakaret" sayıp kabul etti. Yargıtay, kadının günlüklerde "Kocasına hakarette bulunduğunun sabit olduğunu ve ortak hayatın sarsıldığını ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik olduğunu" savunarak, çiftin boşanmasına hükmetti.

Ama yemeği mum ışığında yerseniz hesabı Yargıtay’da ödersiniz

CİMRİ M.A.’NIN SONU

İzdivacınızdan memnunsanız bırakın kaloriferler yaz-kış yansın. Adınız cimriye çıkarsa Yargıtay gözünüzün yaşına bakmıyor:

Konya’da oturan S.A. adlı yeni evli genç kadın, kocası M.A’nın evin ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi kaloriferi yaktırmayıp su ve elektrik kullanımını kısıtlaması üzerine eşiyle sık sık tartışmaya başladı. Eşininin tüm uyarılarına rağmen kocası bu tutumundan vazgeçmedi ve tartışmalar kavgaya dönüştü. Kocasının cimriliğinden bıkan kadın boşanmak için mahkemeye başvurdu. Cimrilik iddialarını inceleyen yerel mahkeme boşanma koşulları  oluşmadı diye davayı reddedince kadının imdadına Yargıtay yetişti. Kararda şöyle denildi: Ev eşyalarının kullanımını engelleyen, kaloriferi yaktırmayan, su ve elektrik kullanımını kısıtlayan kocanın davranışı hatalıdır. Cimrilik boyutuna ulaşan davranış, evlilik birliğini sarsacak niteliktedir.

MÜZİĞE DİKKAT, UYUMAK YOK!

Onun eve dönüş zamanı müziği açmayın, uyumamaya çalışın. Olur da kapıyı duymaz ve açmazsanız, artık dul bir insansınız.  

Dava konusu olay Aydın’da geçti. A.K. isimli koca evine gelip kapıyı çaldığı halde, evde olduğunu bildiği karısı N.K. bir türlü kapıyı açmadı. Karısının C. isimli bir başka kişiyle o sırada evde olduğu ortaya çıkınca, A.K. ertesi gün boşanma davası açtı. Yerel mahkeme, kadının, kocasına kapıyı açmamasını boşanma nedeni saymadı ve davayı reddetti. Bunun üzerine davacı koca Yargıtay’da temyize başvurdu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi davacı kocayı haklı bularak, yerel mahkeme kararını bozdu ve çiftin boşanması gerektiğine karar verdi. Buna rağmen yerel mahkeme çiftin boşanmaması yönündeki ilk kararında direndi. Dava, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne geldi. Bu kez Genel Kurul kadının kapıyı açmamasını ’güven sarsıcı davranış’ saydı ve boşanma gerekçesi yaptı.

BAŞKA NELER BOŞANMA NEDENİ?

Balkona çıkarmamak

 Tarikat toplantılarına katılmak

 Cinsel yaşamı uluorta anlatmak

 Kaynana baskısı

 Bardak atmak

 Fincan fırlatmak

 Boş buzdolabı

 Yatak odasında yabancıyla yarı çıplak yakalama

 Lezbiyen ilişki

 Komşuya kaynana hakkında kötü kadın demek

 Cinsel ilişki kurmamak, üstelik tazminat sebebi

 Üvey çocuğu istememek

 Mini etek yasağı koymak

 Felç geçirip sakat kalmak

 Kaynana dayağına seyirci kalmak 

NELER DEĞİL?

Hatalı sünnet, kısırlık, kan uyuşmazlığı, sakat çocuk, sedef hastalığı, kadının işten geç dönmesi, eski nişanlıyla görüşmek (ama kıskandırması boşanma nedeni), ağız ve vücut kokusu (heyet kararı olmadıkça), sigara içmek, hatalı sünnet, kadının tek göğüslü olması, 

ÇOCUĞU SALDI YARGITAY ACIMADI

Bakın ramazan geldi. Siz siz olun, oruçlarınızı ramazanda tutun, kaçırmayın. Sonra kaçırdıklarınızın kazalarını toplu edaya falan kalkarsınız, aşırı ibadetten gene güme gittiniz. Ama hiç tutmazsanız avantajlısınız: Çünkü "sen Müslüman değilsin" dediği anda eşinizi götürün, Yargıtay’ın kapısına bırakın:

Konya’da görücü usulüyle evlenen Saadet ve Burhan’nın bir çocukları oldu. Sonra sonra, Saadet çevresinin telkiniyle kendisini ibadete verdi. Öyle ki bir süre sonra yemek yapmamaya, evinin temizliği ve çocukla ilgilenmemeye başladı. Bunun üzerine Burhan boşanma davası açtı. Ancak mahkeme davayı reddetti. Temyize giden Burhan’ın talebini yerinde bulan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mahkemenin boşanmayı ret kararını bozdu. Oybirliği ile alınan kararda özetle şöyle denildi: Toplanan delillerle davalının (kadın) kendisini aşırı şekilde ibadete verdiği, yemek yapmadığı, evin temizliği ve çocukla ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine...

7/8/2007

Bir erkeğin ağzından "Karımı aldattım, çaresizim"

Evli, çocuklu ve karısını aldatan bir adam...Sevgilisinin hayat kadını olduğunu öğrendiğinde, düştüğü durum sizi de şaşırtacak.

Sevgili Güzin Abla, başıma beklenmedik bir iş geldi. Ben 39 yaşında, 12 yıllık evli, eşine ve çocuğuna çok düşkün meslek sahibi bir beyim. Karımı ve çocuğumu çok sevmeme rağmen karımı aldattım. Şimdi de çok pişmanım. Sevgilim olan kadın, evli olduğumu biliyordu. Ve buna razı görünüyordu. Ama daha sonra yuvamın yıkılmasından korktum ve bu ilişkiye son verdim.

Ancak bir hanım arkadaşından öğrendiğim kadarıyla o aslında bir hayat kadınıymış. Para karşılığı her önüne gelenle beraber olurmuş. Şimdi içimde korkunç bir endişe var. Ya bu kadından kötü bir hastalık kapmışsam? Örneğin AIDS gibi ölümcül bir hastalık bulaşmışsa. Bu yüzden eşimle tüm ilişkilerimi kestim. Her geçen gün korkular içinde yaşıyorum. Kime başvurayım, ne yapayım?

RUMUZ: KORKUNÇ ENDİŞEM

Sevgili oğlum, bunca endişe ve korku sana yetmiştir herhalde. Bu konuda sana yardımcı olamam. İster AIDS olsun, ister başka bir cinsel yolla bulaşan hastalık; eğer böyle bir endişen varsa ve kesin bilgi edinmek istiyorsan hemen hastaneye başvurup önce HIV testi yaptırmalısın. Kanını alıp yapacakları bu testte gerçekten sana AIDS bulaşıp bulaşmadığını kesinlikle anlayabilirsin.

Diğer hastalıklar için de çeşitli testlerden geçirilirsin.

Ancak, eşin için endişe ediyorsan, bunun için biraz geç kaldın, diyebilirim. Çünkü, hem o kadınla hem de eşinle birlikte olduğun o süre içinde, hastalığı eşine bulaştırmış olabilirsin. Böyle günlerini korku içinde geçireceğine bir an önce cesaretini toplayıp, bir hastaneye başvurmalısın. İşte böyle olur olmaz ilişkilere girmeden, eşlerinizi aldatmaya kalkmadan bir düşünün önce. Sonra pişman olmak fayda etmez.
Alıntı : Güzin abla Hürriyet

BİZİM DEV
Sizin siteniz


Blogcu ile yapıldı