« Önceki | Sonraki »

28/9/2007

Hanımlar İşte sağlıklı oruç menüsü


Hem formu hem de sağlığı koruyarak oruç tutmak isteyenler... Ne mi yapacaksınız?
Hem formu hem de sağlığı koruyarak oruç tutmak isteyenler... İşte oruç tutarken dikkat edilmesi gerekenler...

- Yemeğinizi yavaş yemeğe çalışmalı ve iyi çiğnemelisiniz. Her lokmadan sonra çatal ve bıçağı masaya bırakın. Yemekler arasında ara vererek 1-2 dakika bekleyin.

- Yediğiniz pide miktarını sofradaki diğer yiyeceklerin karbonhidrat oranına göre ayarlayın. Bir dilim ekmeğin bir avuç içi pideye eşit olduğunu unutmayın.
- Masadaki yemeklerin daha az yağlı olanlarını tercih edin. Önce salata gibi hafif yiyecekleri tercih ederek alacağınız kalori miktarını mümkün olduğu kadar düşürün. Ana yemek olarak da fırınlanmış ya da ızgarada pişmiş yiyecekleri tercih edin.

- Su tüketiminize dikkat etmelisiniz. Yemeğin ilk 10 dakikasında en az 2 - 3 bardak su içmiş olun. İftarda ve sahurda toplam 1,5 - 2 litre su içmeye dikkat edin.

- Hamurlu ve şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli olanları tercih edin. Tatlınızı hemen yemeğin ardından yemeyin. Yürüyüş yaparak ya da dinlenerek ana yemeği sindirmeyi bekleyin. Tatlınızın hepsini bitirmeye çalışmayın, yarım porsiyonla yetinin.

- Çay, içerdiği maddeler nedeniyle yemeklerden aldığınız demirin emilimini azaltır. Bu nedenle yemeğin hemen ardından çay içmek yerine en az 30 dakika bekleyin.

- Çok sıcak ve çok soğuk besinler boş olan midenizde rahatsızlık yaratabilir. Bu nedenle yediklerinizin ılık olmasına dikkat edin.

- Sucuk, salam, pastırma, kaymak gibi besinlerden oluşan bu ürünler, doymuş yağ oranı açısından yüksek iftariyeliklerden kaçının. Özellikle kalp hastalarının bu tür yiyeceklerden uzak durmaları gerekiyor.

İşte oruç tutarken sağlıklı beslenmeden uzaklaşmak istemeyenler için örnek menü:

Sahur
• 1-2 dilim ekmek ya da pide
• 1-2 dilim peynir ya da 1 adet yumurta
• 5-6 adet zeytin
• Domates, salatalık
• Meyve ya da 1-2 çay kaşığı bal veya reçel

Veya
• 1 kâse çorba
• 1 kâse yoğurt
• 1 porsiyon etli sebze ya da et yemeği
• 1dilim ekmek
• Domates, salatalık

İşte oruç tutarken sağlıklı beslenmeden uzaklaşmak istemeyenler için örnek menü:

İftar Menüsü
• 1-2 adet zeytin ya da hurma veya peynir
• 1 kâse çorba
• 1 porsiyon et yemeği ya da etli sebze yemeği
• Salata (az yağlı)
• 2-3 dilim ekmek ya da pilav veya makarna veya 1 dilim börek

Ara Öğün
• 2 adet meyve + 1 su bardağı süt ya da yoğurt
Veya
• 1 kâse meyve kompostosu + gece yatarken süt

27/8/2007

Kırışıklığı önleyen yiyecekler

Beslenmenize dikkat ederek cildinizin uzun süre gergin kalmasını sağlayabilirsiniz...
Cildinizin parlak, canılı ve gergin kalmasını bunun için çok fazla zaman harcamanıza, market market dolaşmanıza gerek yok. Kolayca bulunan sebze ve meyveleri öğünlerinize eklemeniz yeterli..

* Spagetti sosuna havuç rendeleyin. Varlığını bile farketmeyeceksiniz ve içerdiği karoten cildinizi besleyecek.

* Ispanağın taze yapraklarını salata için ayırın. Ispanak diğer marul, göbek gibi salata çeşitlerinden daha fazla karoten içerir.

* Yumuşak meyveleri, yoğurtla ve taze meyvelerle karıştırın. Kayısı, şeftali, mango, papaya gibi meyveler günlük beslenmenizdeki karoteni yükseltir.

* Garnitür için şarap bardağının içinde soğutulmuş ya da şampanya serpilmiş ve nane eklenmiş garnitür kavun gibi özel tatlılar cildiniz için yararlıdır.

* Akşam yemeği öncesi atıştırmak için dolapta hazır olarak brokoli bulundurun. Herkesin seveceği şekilde hafifi yağlı olarak servis edin.

* Meyveleri her akşam yemeğinin parçası yapın. Gece için taze ve soğutulmuş meyveleri salata olarak önceden hazırlayın. Yeni lezzetler için mango, papaya gibi tropikal meyveleri seçin. Tropikale yönelin.

* Pastaya veya domates salatasına, brokoli ve taze ıspanak ekleyin. Bunlar hemen hemen her tarife uygundur. Sulu salatalarda domates yerine papaya da konulabilir. Sadece lezzet değil, bol miktarda karoten de almış olacaksınız. Aynı eski portakal suları ya da elma suları yerine, ufkunuzu genişletin ve karoteni yüksek meyve sularını tercih edin.

24/8/2007

Enerji içecekleri kahveden daha sert değil

Tüketici Raporları’nın yardımcı editörü Jamie Kopf Hirsh enerji içeceklerinin kahveden çok daha fazla kafein içermemesinin iyi haber olduğunu ama tüketicilerin yine de dikkatli olmaları gerektirdiğini söyledi.

Tüketici Raporları’nın Eylül sayısında 12 popüler enerji içeceğini içeren bir kıyaslama yapıldı. Değişik markalardan alınan 225 gr’lık örneklerde 50-145 mg kafein çıktı. Bu rakam söz konusu içeceklerin çoğunda 75-80 araşında değişti.

Ulusal Kahve Derneği (National Coffee Association)’ne göre 225 gr’lık kahvedeki kafein miktarı ise 65-120 mg arasında değişiyor; ortalaması ise 85 mg.

Piyasa belirleyicisi Red Bull’da kafein oranı 80 mg. Pepsi Co Inc’in Sobe No Fear adlı enerji içeceği 85 mg’a sahipken Coca-Cola’nın Full Throttle’ı 80 mg kafeine sahip.

Tüketici Raporları’nın yardımcı editörü Jamie Kopf Hirsh enerji içeceklerinin kahveden çok daha fazla kafein içermemesinin iyi haber olduğunu ama tüketicilerin yine de dikkatli olmaları gerektirdiğini söyledi.

“225 gr standart servis miktarı olmasına rağmen çoğu şişede bu miktar daha fazla ve çoğu tüketici bundan çok daha fazlasını tüketiyor” diyen Hirsh, günlük kafein alımına dikkat edilmesi gerektiğini belirtirken ilginç tasarımlarıyla gençleri cezbeden enerji içeceklerinin yeni nesilin kahvesi olabileceğini vurguladı.

20/8/2007

Beyin ve diyet ilişkisi

Pilav, ekmek ya da hamur işi gıdaların yendiği öğle yemeği sonrası bastıran rehavetin nedeni, karbonhidratlı besinlerin insüline hızlı yanıt vermesi ile gelişen kan şekeri azlığıdır. Yakıtını yeterli alamayan beyin “rolanti” konumunda çalışır.

Bu durumda kendisine fazla iş verilmesini istemez. Öğleden sonra dikkatinizi vermeniz gereken bir işiniz olduğunda durumunuz zor demektir. Hele bir de beyin ön bölgesi (frontal) hassasiyeti olan biri iseniz işiniz gerçekten zor olacaktır.

İnsan kişiliği beynin ön bölgesinin çalışma özellikleriyle belirlenir. Dikkati verme ve sürdürme, sabırlı olma, duygu ve düşünceleri anlatma ve anlama, karar verme, anlık hafıza, sağduyu gibi önemli kişilik ve davranış özellikleri burada belirlenir. Bir çalışma, toplumda her 4 kişiden birinde dikkat eksikliği olduğunu bildiriyor. (Hastalık düzeyinde bu oran %8-20)

Beyin ön bölge hassasiyeti toplumda bu kadar yaygın iken bir de yenilen bol karbonhidratlı yemekler bu kişilerde var olan hassasiyeti arttıracak ve dikkat kaybı, karar vermede zorluk gibi yakınmalarla birlikte gelen başarısızlık sonucunda sinirlilik hali ortaya çıkacak, ilişkiler gerilecek ve gün, mutsuzluk ya da aşırı yorgunluk haliyle sonuçlanacaktır.


Sorun, yenilen pilavda değil beyindedir. Anne-babadan gelen genetik özellikler, aile içi yetiştirilme tarzı, beslenme biçimi ve kafa darbeleri beynin ön bölgesinin gelişmesini etkileyen faktörlerdir. Ortalama 18 yaşa kadar gelişimini sürdürür. Bu nedenle 18 yaşından küçükler “delikanlı”dır. Bu nedenle reşit olma yaşı dünyada 18 olarak kabul görür. İyi gelişmiş ön beyin bölgesi mükemmel kişilikle kendini gösterir. Ancak kimse mükemmel değildir. Grinin tonları gibi. Renk ne kadar açık ise o kadar mükemmele yaklaşır. Bizleri birbirimizden ayıran özellikler aslında ton farklılıklarıdır. Yukarıda sayılan nedenler ton farkını belirler. İşte beynin ön bölgesine özel olan ton derecesi karbonhidratlı gıdalarla kararır.


Simit ve çay ile geçiştirilen bir kahvaltı sonrası veriminiz peynir, yumurta, kepekli ekmek, salam, domates, biber, roka ve meyve ile yapılandan daha düşük olacaktır. Nedeni, susamın yağı, simitin hamuru ve çayın şekeri ile tonu kararacak beyin ön bölgesidir. Öğle yemeğinde yenecek sebze ve et ağırlıklı bir mönü öğleden sonrası için dikkatin sağlanması konusunda faydalı olacaktır.

Henüz gelişimini tamamlamamış beynin ön bölgesini poğaça, börek, simit gibi karbonhidratlı gıdalarla besleyen okul kahvaltıları, çocukların ders performansı açısından mutlaka yeniden düzenlenmelidir.


Gri tonun kararması her zaman kötü sonuçlar doğurmaz. Akşam yemeğinde yenilen tabak dolusu mantı gece için rahat bir uyku sağlayacaktır. Burada önemli olan kendi beyin özelliklerimizin farkında olmak ve bu özelliklere uygun öğün-besin dengesini sağlamaktır. Başarı ve mutluluk için bu dengenin kurulması gerekir. Her şeyin başı sağlık, sağlığın başı da beyindir.

BİZİM DEV
Sizin siteniz


Blogcu ile yapıldı